Çocuğun yanında olmak, onu her zaman haklı bulmak değildir

Çocuğunuz bir gün okuldan eve öfkeli bir şekilde geliyor. Bir arkadaşıyla tartışmış, öğretmeni ona kızmış ya da kendisine haksızlık yapıldığını düşünüyor. Anlatmaya başladığında bir ebeveyn olarak önünüzde aslında iki kolay yol var: Ya daha ne olduğunu tam anlamadan çocuğunuzu savunmak ya da “Sen de mutlaka bir şey yapmışsındır!” diyerek karşı tarafın haklı olabileceğini düşünmek.

Oysa ikisinin arasında çok daha değerli bir yol var:

“Yanlış yaptıysan bunun sorumluluğunu birlikte alacağız. Ama sana haksızlık yapıldıysa da seni yalnız bırakmayacağım.”

Çocuğun yanında olmak onu her koşulda haklı bulmak değil; başına ne gelirse gelsin, gerçeği birlikte arayabileceği güvenilir bir yetişkin olarak orada kalabilmektir.

Çocuk için güven ne zaman oluşur?

Çocuklara sık sık “Bana her şeyi anlatabilirsin” deriz. Fakat çocuğun bize gerçekten her şeyi anlatıp anlatamayacağını bu cümle değil, daha önce anlattıklarına nasıl tepki verdiğimiz belirler.

Bir hata yaptığında hemen öfkeleniyor muyuz?

Bize hoşumuza gitmeyecek bir şey söylediğinde onu suçluyor muyuz?

Başka bir yetişkinle sorun yaşadığında daha ne olduğunu dinlemeden “Öğretmenin mutlaka haklıdır” mı diyoruz?

Yoksa önce anlamaya mı çalışıyoruz?

Duyarlı olmak, çocuğun ne yaşadığını fark etmek ve duygusunu ciddiye almak anlamına gelir.

Dolayısıyla “Çok kızmış olmanı anlayabiliyorum.” demekle, “Kızdığın için arkadaşına vurduğunu düşünüyorum.” demek aynı şey değildir.

Birincisi çocuğun duygusunu kabul eder.

İkincisi davranışını onaylar.

Sağlıklı ebeveynliğin en önemli ayrımlarından biri duyguyu kabul ederken davranışa sınır koyabilmektir.

“Senin yanındayım” ile “Sen haklısın” aynı şey değildir.

Çocuğu sürekli haklı çıkarmak onu korumak değildir. Çocuk davranışlarının sonuçlarıyla yüzleşmelidir. 

Arkadaşıyla tartıştığında suçlu daima diğer çocuksa, öğretmeni uyardığında sorun daima öğretmendeyse, takımda seçilmediğinde hata antrenördeyse çocuk zamanla şu sonucu çıkarır:

“Benim davranışlarımın sonuçlarda pek bir rolü yok.”

Oysa çocukların ihtiyaç duydukları şey yalnızca destek değil, aynı zamanda sınır ve sorumluluktur.

Yani iyi ebeveynlik “sevgi ile disiplin” arasında yapılan bir tercih değildir.

Çocuk hem “Ne olursa olsun sana değer veriyorum!” mesajını hem de “Yaptıklarının sorumluluğunu almalısın!” mesajını aynı ilişkide duyabilmelidir.

Burada ebeveynlerin kullandığı dil oldukça önemlidir.

“Ne kadar düşüncesiz bir çocuksun.”

yerine,

“Yaptığın davranış arkadaşını incitmiş olabilir.”

demek arasında büyük fark vardır.

İlkinde çocuğun kimliği yargılanır. İkincisinde davranışı değerlendirilir.

Çocuk açısından güvenli olan bir hata yaptığında ilişkiyi kaybetmeyeceğini bilmektir.

Çünkü sevgi ve kabul çocuğun bizim beklentilerimizi karşılayıp karşılamamasına bağlı olmamalıdır. 

Çocuğu korumak bazen ona “Hayır” diyebilmektir

Ebeveyn desteğini çocuğun bütün tercihlerini onaylamak olmamalıdır. Çocuğa kendi davranışını değerlendirme, hayal kırıklığıyla baş etme ve yanlışını düzeltme fırsatlarını tanımalıyız.

Özerkliği desteklemek ise çocuğu kendi hâline bırakmak değildir. Onun bakış açısını dinlemek, yaşına uygun seçim alanları oluşturmak, nedenleri açıklamak ve gerektiğinde sınır koymaktır. 

Dolayısıyla çocuk için gerçek destek şöyle olmalıdır:

“Bunun seni ne kadar üzdüğünü görüyorum.”

“Öğretmeninle konuşmadan önce senin ne yaşadığını anlamak istiyorum.”

“Arkadaşının yaptığı doğru değil. Ama senin yaptığın kısmı da konuşmamız gerekiyor.”

“Bir hata yaptın. Şimdi bunu nasıl düzeltebileceğimizi düşünelim.”

Bu cümlelerin hiçbirinde çocuk yalnız değildir. Ama hiçbirinde sorumluluktan da kaçırılmamaktadır.

Belki de çocuğun en çok bilmesi gereken şey şudur;

Çocuğumuz büyüdükçe bizim kontrol edemeyeceğimiz bir dünyanın içine girecek. Arkadaşlıklar kuracak, hata yapacak, yanlış insanlara güvenebilecek, haksızlığa uğrayacak, bazen de haksızlık yapan kişi kendisi olacak.

Her sorunu onun adına çözemeyiz.

Zaten amacımız da bu olmamalı.

Amacımız; başına ne gelirse gelsin gerçeği saklamak zorunda olmadığı, hata yaptığında sevgisini kaybetmeyeceği ve haksızlığa uğradığında yalnız bırakılmayacağı bir ilişki sunmak olmalıdır. 

Belki de çocukların ebeveynlerinden ihtiyaç duyduğu güvenin en sade tanımı budur:

“Seni her zaman haklı bulmayabilirim. Ama seni dinlemekten ve ihtiyacın olduğunda yanında durmaktan vazgeçmem.”

Çünkü çocuğun yanında olmak bazen yanlışını göstermek, bazen özür dilemesine yardım etmek, bazen de karşısındaki yetişkine “Burada bu çocuğa haksızlık yapılıyor!” diyebilmektir.

Asıl güven, çocuğun bütün bunların arkasında aynı şeyi hissedebilmesidir:

“Ben hata yapabilirim; ama bu ilişkide değerimi kaybetmem.”

Dr. Burcu Ağca Karakaya

Posted in Haberler